CENNETİN YERYÜZÜNDEKİ YANSIMASI KARABURUN

CENNETİN YERYÜZÜNDEKİ YANSIMASI KARABURUN

Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan böyle diyor Karaburun için…





Recai ŞEYHOĞLU 28.12.2022 YENİGÜN

Ben bu cenneti 90’lı yılların başında keşfettim. Adnan-Gündüz çiftiyle birlikte ailece dolu dolu 12 gün yaşamıştık burada. Denizine, balığına ve domatesine bayılmıştık.
Sonraki yıllarda da arkadaş ziyareti, kütüphanecilik çalışmaları için Serdar Yasa’ya uğradığım günler de olmadı değil…
Simavna Kadısı Şeyh Bedrettin’in dava arkadaşlarından Börklüce Mustafa’nın (Dede Sultan) Karaburun Yarımadası’na yerleştiği ve buradayken 1414-1416 yılları arasında Türkmen köylülerle/Rum denizciler ve Yahudi tüccarlarla birlikte yüksek vergilere ve yapılan zulme isyan ettiği için haksızlıklara uğradığını yıllar öncesinden biliyordum. Börklüce; ortak mülkiyetçi/ortaklaşmacı görüşleri olan bir dava adamıydı. “Erzak, giyim eşyaları, davar, arazi ve bütün toprak mahsülleri umumun müşterek hakkıdır.” düşüncesinden hareketle birinin/birilerinin servet toplayıp biriktirmesi, diğerlerinin ise kuru ekmeğe muhtaç kalmasının doğru olmadığını düşünüyor ve bu düşünceyi yaygınlaştırmaya çalışıyordu.
Daha açık bir dille söyleyecek olursak Şeyh Bedrettin, Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal, Anadolu toprağının ütopik komünistleriydi.
Nazım Hikmet’in ‘Şeyh Bedrettin Destanı’nı okuyanlar bilir bunu.
Karaburunlular da eminim Börklüce deyince akıllarına direniş ve özgürlük mücadelesini getiriyordur.
Zaten ağustos ayının son haftasında da ‘Börklüce Şiir Günleri’nde yâdediyorlar Dede Sultan’ı…
Bu coğrafyada festivaller/şenlikler/kutlamalar ve yarışmalar hiç bitmiyor zaten…
Nergis Festivali, Gece Levrek Avı Yarışması, Karabaş Otu Festivali, Hıdrellez Şenlikleri, Denizle Buluşma Şenlikleri, Kırkım Şenliği, Kabotaj Bayramı Yarışmaları, Yarımada Gençlik Festivali, Üzüm Şenliği, Mandalina Şenliği, Hurma Zeytin Festivali gibi…
Kaldığımız 12 gün boyunca Zıngata, Sarımsak Dığanı, Çalkama, Masır, Öküz Köftesi gibi Karaburun mutfağının klasikleriyle karşılaşmadık ama uskumru, rakı ve tadı damağımdan çıkmayan domatesiyle mesai arkadaşlığımız(!) hep sürdürdük. Karaburun deyince herkesin aklına hemen ‘nergis’ gelir. Çünkü burası nergisin başkenti.
Nergisin dışında bir başka Karaburun gerçeği de ANASON!
En iyi anason, Karaburun anasonuymuş meğerse. Erdal Subaşı’dan öğrendim bunu.
Hurma zeytini de bölgenin bir başka önemli gelir kaynağı.
Önceleri çok kaliteli razakı üzümler yetişirmiş buralarda fakat 80’li yılların başında bağcılık bitmiş gibi…
İlginç bir özelliği de şu; burada hiç Suriyeli sığınmacı yok.
Başka bir Karaburun bilgisi de, önceki yıllarda evlerin dış kapılarının hiç kilitlenmiyor oluşu. Bugün de dünden farklı değil! Karaburun emniyetine hiç iş düşmüyor olmalı…

Oksijenin yoğunluğu, havanın temizliği de burada yaşayanlar için büyük bir şans…
Karaburunlular, genellikle iki çocukluymuş. Aile planlaması konusundaki bilgileri de değerli Subaşı’dan öğrendim.
Yaz ve kış mevsimlerinde ne kadar gazete satıldığı, Karaburun’daki okuma yazma oranının ne olduğu konusunu merak ediyorsanız adresiniz gazete bayiliği yapan emekli öğretmen Recep Üstel olacak.
Karaburunlular okuyor ve okutuyorlar. Okumaya olan ilgileri sekteye uğramamış hiç.
29 Ekim 2020’de açılan zeytinyağı fabrikasının tüm üretim süreçlerinde kadınlar başrolde. Bu özelliğiyle Karaburun bu konuda bir İLK’e imza atmış. İlk aşamada günlük 30 ton işleme kapasitesi ile devreye alına tesis, isteğe göre kapasitesini iki katına çıkarabilecek şekilde planlanmış.
Zeytinyağları, belediye bünyesindeki seramik atölyesinde tasarlanan özel şişelerde ‘Mimasbel’ markasıyla satılmakta.

 

Karaburun denilince akla getirilmesi gereken bir başka ‘özne’ de keçi… İlçeye girişte heykeli bile var! Kıl keçisi yetiştiriciliğinde önemli bir İzmir ilçesi. Keçi peyniri mandırası, 2021’de üretim kapasitesini artırmış bile… Günlük 4 ton süt işleme kapasitesine sahip…
Kara keçiler, Karaburunlular için bir zenginlik…
Buca Köşklerin Efendisi Karaburun’u benim gözümde ulu yapan, arkasındaki heybetli dağlar! Böylesi coğrafyalara bayılıyorum ben. Kendinizi Everest’in / Himalayaların eteklerinde duyumsuyorsunuz.
Tam da yaşamak istediğim türden bir coğrafya… İlçenin tek dağ köyü ‘Yayla’. Temmuz sıcaklarında ayran içmeye gidilir doğrusu. Kıl keçilerinin köyü… Saip, geçmişte Rumlarla Müslümanların bir arada yaşadıkları tarihi köy.
Ünlü operacı Yunus Kırılmış, bestelerini burada yapıyor. Emekliliğini burada geçiriyor benim sevgili arkadaşım.
Yolunuz bu yarımadaya düşecek olursa hiç üşenmeyin, Mordoğan’daki Müesser Aktaş Etnoğrafya ve Tarih Evi’ni ziyaret edin. Eğlenhoca’dan hurma zeytini alın, İnecik’ten incir alıp bedeninizi mutlu edin, Kösedere’de açlığınızı giderin. Çünkü bu mahallenin mutfağı çok zengin…
Ambarseki, Tepeboz, Hasseki, Sarpıncık, Parlak, Salman, Küçükbahçe’de de karşınıza çok ilginç tablolar çıkacağını unutmayın. Taş evler, çok eski mezar taşları, tarihi yel değirmenleri ve Sarpıncık’ın Deniz Feneri etkileyecektir sizi.

Tertemiz denizi ve enginarıyla Egelilerin yakından bildiği Karaburun’u bugüne değin görmediyseniz kayıptasınız.
Ben, Erdal Karademir bahanesiyle buraya geliş gidişlerimde birazcık olsun öğrendim. Persler, Makedonlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar bir zamanlar burada ömür sürmüşler. Buraya yerleşmiş   olmalarının                                                                                           bir sebebi olmalı…
Deniz mi, balık mı, domates mi, enginar mı, bildiğim yok…Heybetli dağların eteklerinde mutlu bir yaşam sürdürdüklerine adım gibi eminim.
Kışını bilmem ama yaz mevsimi için Karaburun bulunmaz bir tatil beldesi…
Gittiğinizde Nergis Kafe’de çayınızı yudumlamayı unutmayın sakın. Karikatürlü Evi de görün mutlaka…