Karaburun Kent Konseyi’nden 2019 Yerel Seçimler Sonrası Oluşacak Yeni Yerel Yönetime Duyuru

2019 Yerel Yönetim Seçimleri kentte ve köylerde yaşayan her Karaburunlu’nun yaşamı kadar Yarımadamızın doğal ve sosyo-kültürel yaşamını, geleceğini de doğrudan ve çok yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle, Karaburun Kent Konseyi Yürütme Kurulu olarak, Konseyimiz Yönergesinde belirlenen (“kent yaşamında kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, çevreye duyarlılık, Karaburun’un doğal ve sosyo-kültürel değerlerinin korunması, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirme”) kuruluş amacımızın bizlere yüklediği görev ve sorumluluk bilinciyle yerel yönetimden beklentilerimizi Karaburun Yarımadası yaşayanları ve yerel dinamikleriyle paylaşmayı görev biliyoruz : 

Okumaya devam et

Karaburun Kent Konseyi 2013 Faaliyet Raporları

logo_eskiyeni

KARABURUN KENT KONSEYİ(KKK)

OCAK  2013 FAALİYET RAPORU

 *  03 Ocak’ta KKK Başkanı İpar BUĞRA DİLLİ, KKK Genel Sekreter Çiğdem AKÇURA ve Çiğdem ÖZTÜRK, Karaburun Belediye Salonunda yapılan İZKA’nın “Yenilenebilir Enerji” Proje sunum toplantısına katıldı.

* Karaburun Belediyesi adına Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne ‘’Karaburun İlçesi Özel Çevre Koruma Bölgesi’’ ve Lodos A.Ş.’ye gönderilmek üzere Yayla Köy Projesi hakkında dilekçeler yazılarak Başkan H. Serdar YASA’ya 03 Ocak’ta imzalatıldı. Postayla gönderilmesi için Karaburun Belediyesi’ne teslim edildi.

Okumaya devam et

Karaburun Kent Konseyi Çalışma Yönergesi

KARABURUN KENT KONSEYİ YÖNERGESİ

1.BÖLÜM: AMAÇ, KAPSAM, DAYANAK VE TANIMLAR

AMAÇ

Madde 1: Bu çalışma yönergesinin amacı, Karaburun Kent Konseyinin oluşumunu, organlarını, yönetimini, görev, yetki ve çalışma yöntemlerini belirlemektir.

KAPSAM

Madde 2: Bu çalışma yönergesi,  Karaburun Kent Konseyi’nin kuruluşunu, amaçlarını ve çalışma ilkelerini kapsar.

DAYANAK

Madde 3: Bu yönerge, 03.07.2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 76. Maddesi ve 08.10.2006 tarih ve 26313 sayılı (06.06.2009 tarih ve 27250 sayılı değişik) Resmi Gazetede yayımlanan Kent Konseyi Yönetmeliği’ne dayanılarak hazırlanmıştır. Okumaya devam et

Merhaba


Karaburun Yarımadası Yerel Gündem 21 olarak son bültenimizi doğa koruma adına işlev görmesi amacıyla hazırladık.

Akademisyenlerin, bilim insanlarının, eko sistemin korunması adına çalışan örgüt temsilcilerinin görüşlerine, yereli tanıyan, denizin değerini bilen kıyı balıkçımızın sözlerine yer verdik.

Karaburun Yarımadasının kara ve deniz eko sisteminin bir bütün olarak korunması gerektiğini vurguladık.

Yarımadanın değerlerini belirtirken, sorunlara da değindik.

Yıllardır doğa koruma adına gönüllü görev üstlenenler olarak gözlemlerimizi, saptadıklarımızı paylaştık.

Sadece Yarımada adına değil bir bütün olarak denizlerin korunmasına yönelik görüşlere, çözüm önerilerine ağırlık verdik. Greenpeace tarafından yürütülen kampanyalara geniş yer ayırdık ve Akdeniz için Deniz Rezervleri başlıklı yazı içeriğini sizlerle özellikle paylaştık. Bu önemli kampanyaya gereken desteğin verilmesini ve yetkililerin konuya duyarlı olmalarını bekliyoruz.

Karaburun Yarımadasının sadece yaşanacak, sağlıklı yaşlanılacak bir coğrafya olmayıp, korunması adına herkesin, tüm birimlerin sorumluluk içinde olması gereken bir coğrafya olduğuna inanıyoruz.

Evrensel düşünüp yerel davranmanın, yaşadığımız yere sahip çıkmanın bizce önemi büyük.

Gelecek kuşaklar için tüm değerleri koruyup, yaşatmak için görevlerimiz olduğunu unutmamalıyız.

Yerel Gündem 21 olarak önümüzdeki süreçte de sorunların çözümü için yetkili ve ilgili tüm birimlerle diyalog ve işbirliği içinde olacağız. İlgili tüm tarafların sorunların çözümü için taraf olup, biraraya gelmesini bekliyoruz.

Yerelden ulusal ölçeğe karar alıcıların sorunların çözümü için duyarlı olmasını, sağlıklı kararlar üretmelerini diliyoruz.

Hep birlikte yaşamak, doğayla uyum içinde olmak ve güzel bir gelecek adına,

Hoşçakalın…

Sorunlar;
Sorunları Yaşayanlarla
Yaşandığı Yer Ve Zamanda Çözümlenir.

Yaşam, Yaşayanlarca
Yaşandığı Yer Ve Zamanda Organize Edilmelidir.

 

Karaburun Yarımadası

İzmir-Çeşme otabanından Karaburun yoluna sapınca, virajlarla dolu bir sahil bandı bizi karşılar. Bu coğrafyayı algılayan ve seven insanlar bu virajlı yolun yarımadayı koruduğunu söylerler. Diğer turizm bölgelerine oranla daha az yapılaşmanın olduğu ve doğal dokunun korunduğu bir bölgedir burası. Ege denizinde başlayan rüzgarın dağılım noktası, Homeros’un sözünü ettiği Rüzgarlı Mimas’tır burası”

Karaburun İlçesi, Mordoğan Beldesi ve 13 köyü, %23 oksijenli havasıyla, tertemiz ve mavinin her tonunu sunan iyotlu deniziyle, biyolojik çeşitliliği, tarihi kültürel dokusuyla, gelişmemiş görüntüsü altında zengin yapısıyla pek çok doğaseverin keşfine açıktır.

Yarımada, dağları, tepeleri, yürüyüş parkurları, kanyonları, sessiz gizemli çakıl plajları, sakin, huzurlu atmosferiyle herkesi etkiler.

Asırlık zeytin, çınar, meşe ağaçlarının yanı sıra mevsimine göre doyumsuz kokusuyla nergiz, sümbül, lale, kireklik (katırtırnağı), zılcan çiçekleri insana bir tazelik, dirilik, temizlik sunar.

Yarımada Zeytinleriyle ünlüdür. Dalından koparılıp yenen hurma zeytini buraya özgüdür. Köy çeşmeleri, zeytin yağı fabrikaları, camileri, kahveleri, taş yolları, insanları ile size doğallığı, yalınlığı sunar.

Bu bölge organik üretilen ve sağlık için önemli bir besin kaynağı olan enginarın yanı sıra adaçayı, defne, kekik, incir, üzüm, keçi peyniri ve narenciyesiyle ünlü.

Yarımadada 204 çeşit kuş, 380 çeşit bitki türü bulunuyor. Nesli tehlike altında olan Ada Martısından (Larus audouinii), Doğanlar ve Şahinlere kadar pek çok kuş türü bu coğrafyada. Eskiden Rumlarla Türklerin barış içinde yaşadığı köyleri, terkedilmiş evleri, mağaraları, çam ormanları ile bu coğrafya trekking tutkunlarının, doğa fotoğrafçılarının tadına doyamayacakları bir bölge”

Koruma altındaki Akdeniz Foku (Monachus monachus) ve habitatları, zengin deniz ekosistemi, geleneksel balıkçılık yöntemleri (çökertme ağı ile dalyancılık) ve zengin balık çeşitleri ile önemli bir bölge. Dalmak, su-altı fotoğrafçılığı yapmak ve karadan Akdeniz Foku gözlemlemek isteyenlerin uğrak yeri. Köylerde yapılan üzüm ve erik şarapları, şifalı otları, reçelleri, yöresel yemekleri ile doğayla eşgüdümü arayan ve doğanın üzerinde baskı kurmayan, onunla birlikte nefes almanın tadını algılayanların yeri Karaburun.

Kitle turizmi yerine alternatif turizme, eko turizme uygun bir coğrafya.

Betondan, gürültüden, şehirlerden, stresten kaçanların, tatilde dinlenme ve yenilenme arayanların sahip çıkması gereken bir yer burası”

Tanımak, yaşamak, yenilenmek, var olmak için, aynı zamanda saygı duymak, korumak, yarınlara taşımak için.

Yarımadayı Birlikte Yaşatalım”

Dünyaya Armağan Edelim”.

“Dünyadaki sorunlar onlara yol açan düşünce düzeyi ile çözülemez”

Karaburun Yarımadası’nı sevmek ve koruma sorumluluğu

Karaburun Yarımadası'nı sevmek ve koruma sorumluluğu

KARABURUN YARIMADASI’NI SEVMEK,

KORUMA SORUMLULUĞUNU DA BERABERİNDE GETİRİYOR.

Her virajını dönerken bir başka kokusunu içine çektiğimiz bu Yarımada, biliyoruz ki çok özel. Biliyoruz ve burada yaşayabildiğimiz için kendimizi şanslı sayıyoruz. Bir başka kentten gelen sevdiklerimizle kim bilir kaçıncı kez yeniden gidiyoruz İncirli Koy’a, Bodrum Koy’una, Ayıbalığı’na, Küçükbahçe’ye. İçten içe gurur bile duyuyoruz böyle bir yerde yaşamaktan, bu değerlerin korunmasında kendi katkımızın ne olduğunu hiç sorgulamadan.

Bir sorumluluğumuz var oysa, sevdiğimiz, değer verdiğimiz tüm diğer varlıklara karşı olduğu gibi. Bir kararla, Yarımada’nın güzelim zeytinliklerini, Gümüldür, Özdere, Güzelçamlı vb. pek çok kıyı yerleşimlerimizdeki gibi “hayalet, terkedilmiş, kendi kendine eskiyen, yılın bir iki ayı içinde yaşanan yazlık konut siteleri”ne dönüştürebiliriz. Gerekli özeni ve sahiplenmeyi göstermediğimizde, nergisin, narenciyenin, enginarın yetiştiği çok sınırlı tarım alanlarını, “Karareis Çiftliği’nin” bu günkü haline dönüştürebiliriz.

Kendine özgü mimarisiyle, doğasına ve birbirine yakışan evleriyle huzur ve dinginlik içindeki köylerimizde insanların soluklandığı, bu güzelliği seyrettiği özel bakı noktalarının önüne, betonarme binaları, bu görüntüye set çeker biçimde inşa edilebildiğini yine görebiliriz ve şaşırabiliriz. Bu yapı buraya nasıl yapıldı diye sorarız sonradan birbirimize, o yapıların nasıl yapılması gerektiği kararları verilirken, yeterince dikkatli olmazsak.

Karar verme yetkisi olan kişi ve kurumlara tüm sorumluluğu yüklemek anlamına gelmemeli yukarıdaki satırlar. Bu Yarımada’da yaşayan herkes, “ben bu coğrafyayı tüm değerleriyle korumak istiyorum” cümlesini tüm kalbiyle söyleyemezse, birkaç yıl sonra kalbindeki Karaburun sevgisini de yerinde bulamayacaktır. Kendi zeytinliğinin “imara açılması ve parsellenmesi”nin pek bir zarar vermeyeceğini düşünmek ama kalan diğer zeytinliklerin mutlaka korunması gerektiğini söylemek ise, en yalın ifadeyle ikiyüzlü bir tutum olacaktır.

Tüm arazi, arsa, yapı sahiplerinin ve Yarımada yaşayanlarının; karar vericilere doğaya ve dokuya aykırı yapılaşma talebi ile gitmek ve siyasi baskı oluşturmak yerine; tam tersine bu değerlerin korunması yönünde baskı oluşturması ve karar verme süreçlerinde etkin ve destek olmaları durumunda ancak bu değerleri korumak mümkün.

Yürürlükteki yasalar, tüm yetersizliklerine karşın, tarım alanlarının, zeytinlik alanların korunmasını zorunlu kılıyor. Kent planlama öğrencilerine birinci sınıftan itibaren bu değerlerin korunmasının “evrensel planlama ilkeleri” olduğu öğretiliyor. Ama yöre yaşayanları bu değerlere sahip çıkmıyor ve karar vericilere bu süreçte yol göstermiyor ve Yarımada’nın korunması sürecinde destek olmuyorsa, on yıl sonra artık zeytinlerimizden, enginarımızdan, nergisimizden söz etmek de mümkün olmayacak.

Ama tersini başarırsak, tıpkı Safranbolu’nun hala Safranbolu olarak, Şirince’nin, Beypazarı’nın hala Şirince ve Beypazarı olarak kalmayı başardığı gibi, Karaburun’uda Karaburun olarak çocuklarımıza geri verebilirsek, işte o zaman gerçekten gurur duyabiliriz.

Doç Dr. Semahat Özdemir
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğr.Üyesi

“ İnsanların yaptıkları kanunlarla, tabiatın kanunları birbiriyle ne kadar uyumlu olursa, yaşam da o kadar zevkli olur”

Karaburun Yarımadası’daki zenginliklerin korunması ile ilgili Kurallar

Karaburun Yarımadası'daki zenginliklerin korunması ile ilgili Kurallar

* Tarihi Çeşmelerimizin üzerine, kıyılarımızdaki taşlara, kayalara, mağaralara yazı yazmayalım, resim yapmayalım. Mağaraların içinde ateş yakmayalım..

* Karaburun Yarımadasında doğal dokuyla uyumlu yapılaşmaya özen gösterelim.

* Anıt Ağaçlara, Zeytinlik ve Tarım alanlarına zarar vermeyelim.

* Avlanırken, dalarken ve her türlü etkinliğimizde doğaya duyarlı davranalım. Kıyılarda, koylarda, adalarda çöp bırakmayalım.

* Denizlerde tekne ile ya da kıyıdan yapılan olta avcılığında içtiğimiz ürüne ait cam, metal, plastik şişeleri denize atmayalım. Deniz altında parlama ve yansıma yapan bu atıklar, hem balıkların denizdeki seyrini değiştirmekte, hem de eğer o bölgede yuvalanmış canlı varsa bölgeyi terk etmesine neden olmaktadır.

* Denizlerimizdeki balık neslinin korunması için küçük boyutta (yavru) balık avlamayalım. Olgunluk çağına gelen bir balığın, yumurtlayınca milyonlarca balık demek olduğunu unutmayalım. Büyüyemeden ve üremeden yakalanan balıkların, kalamar ve ahtapotların avlanması hem balıkçının hem de ekosistemin zararınadır.

* Zıpkınla balık avlayanların Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının denizlerdeki su ürünleri avcılığını düzenleyen sirkülerini bilmeleri gerekmektedir. Sirkülerde, avlanması yasak olan türler ile hangi su ürününün ne zaman avlanmasının yasak olduğu belirtilmektedir.

* Zıpkınla avlanmış su ürünlerinin ticareti yapılamaz. Alımı ve satımı yasaktır.

* Yasadışı kara ve deniz avcılığı yapanları ilgili birimlere bildirelim.

* Ada ve kayalıklarda deniz kuşlarının yumurtladıkları ya da kuluçkada oldukları alanlarda dikkatli olalım. Bu alanlara girmeyelim. Dürbün ile uzaktan gözlem yapalım. Stres alan kuşların yuvalarını terk edeceğini, yumurta ve yavruların korumasız kalacağını unutmayalım.

* Kaçak ağaç kesimi yapanları, anız yakanları, ormanlık bölgede ateş yakanları bildirelim.

* Kıyılardan, dere yataklarından kum ve çakıl alınması yasaktır. Çöp ve molozların dere yataklarına, yol kenarlarına atılmasını önleyelim.

Doğa, insan ve gelecek için soruna değil, çözüme ortak olalım.